Hak Aranmaz , Sadece Gerekenlere Hakkın İkramı Bir Borçtur.
Haksızlığın olduğu yerde isyan meşrudur. Irk, dil, din savaşı deniyor isyancının sebebi ifadesine... Hiç biri değil savaşın gerçeği; yoksulluk ve zenginlik sadece...
Çok mu isyankarım, çok mu lakırdıyorum? Çünkü bende o yoksul kesimden yolculuğuma başladım... Şanslıydım -biraz katıp katıştırdım yaşadığımca, -biraz büyük bir şehirde şansımı yakalayabildim. Ve birazlarım gittikçe çoğaldı... -Biraz... biraz... Ve bu birazlar her gün istediğimi yiyebilme şansını bana hala tanıyor maalesef... Evet maalesef... Etraf "bana bu kadarı yeter" diyebilecek güçlü insanlarla doluyken, şans onların da hakkı değil midir? Yüksek mütevazilik aşırı egodan doğarmış, bence asıl yap-a-madıklarınızın nüktesidir "bana bu kadar yeter"dir.
Masaya gelen yemek bolluğu mutlu olmak yerine rahatsız eder ve dibi de olsa dökülen salata-yemek, tabakta bırakılan son yudumlar ... Sonuna kadar sıyırıyorum hala son lokmayı... Peynir tabağında sona kalan kırıntılarla yumurta yapmaya bayılıyorum. Salça tenekesinde kalan sonu sulandırıp yine yemeğe döküyorum. Masada ne varsa bitirme telaşına giriyorum hep çocukluktan kalanla -ya kalmazsa- ya da -ya kalır ve onları çöpe atarlarsa diye-...
Çok mu telaşlıyım? Her şey yolunda diyorlar fakat ben ikna olamıyorum. Bir çoğunluğa ihtiyacım var, ikna olabileceğim... "Çocuklar, sakatlar ve tüm insanlar yaşamaları gereken hayattalar ve mutlular"a inanabilmeliyim ... Ve yüksek şansı edinmiş, bunu göstermekten çekinmeyen -hatta bunu kimlik boyutuna getiren- kesimin Osmanlı Bıyıkları kadar cesur -aradıkları pırlantalar kadar ışıl ışıl yürekleri olduğuna biri inandırsın lütfen beni.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder