10 Nisan 2013 Çarşamba

Sevgili annecim,

bu akşam senden ilk ayrılışım. Sanırım ilk saniyeden itibaren yaşadıklarımı ve özellikle hissettiklerimi bilmek isterdin, bende dile geldim.

Aslında sadece küçük bir sarsıntıydı senden ayrılışım, canımın acımış olduğunu sakın düşünme. Ayrılıklar sadece yeni olanların başlangıcı, ayrılığa üzülürsem eğer yeni başlangıcıma da haksızlık yapmış olmaz mıydım? Üzülmüyorum, gerçekten inan bana ben çok iyiyim. Neredeyse kıpırdamak bile zor gelirken,  düşünmeye ve yazmaya oldukça kaliteli zamanlar bile bulabiliyorum, anne.

Senden sonra ne mi yaptım?

Sessiz birkaç kişinin bulunduğu bir odadaydık o kadınla. Nedense!!! (Sanırım dikkat çekmemem için) Üzerim küçük not kağıtlarıyla örtüldü. Uzun bir süre Platon-Devlet kitabı okundu. Cümleler çok tanıdıktı. Adaletin, adaletsizlikten doğduğu haince geçti yine aklımdan, Mısırlıların mumyalama yaparken iç organlarda niye sadece kalbi bıraktıklarını öğrendim. Dışarıdan birşey öğrenilmediğini herşeyin içimizden doğduğuna inandım bende, Sokrates'in Platon'u gibi. Sonra bir adam "Bu cümleler aslında Sokrates'in cümleleri" Platon tarafından toparlanmış dediğinde nereden tanıdık olduklarını hatırladım ... Senin kitaplarından...

Bir ara yine seni gördüm, çok net hatırlamıyorum. Tam o anda neredeyse nefessiz kalmak üzereydim ki beni kurtardın o durumdan ve o bayana bana dikkat etmesi gerektiğini söyledin, nefessiz kalabilirdim. Ve o seni son görüşüm oldu, kapı sessizce kapanmıştı, arkamızı döndüğümüzde...

Yolculuk sanırım tam burada başladı. İlk hatırladığım iki parlak ve kocaman gözü olan bir arabaydı. Ve içinde bayanın eşi, tanıştık. Çok ilgili olmadığını düşünüyorum, biraz kayıtsızdı, belki de o normal bilemedim. Beni o eve, evin çocuğuyla çok iyi anlaşabileceğimizi düşünerek gönderdiğini zaten biliyordum, daha önce bana bunu çok kez anlatmaya çabaladın. -Tabiki anladım seni- sadece anlamamazlığa gelmem en kolay kaçışımdı.  

Ve sonra çok güzel bir şey oldu, evin küçük çocuğu arka koltukta saklanıyormuş. Hanım, beye benden bahsederken sanırım dayanamadı ve çok daha erken, çıktı saklandığı yerden. İlk cümleler ve ilk görünüş çok önemliymiş şimdi daha iyi anlıyorum anne. "Aşkııım sen ne kadar şeker bi'şeysin" diye sevmeye başladı beni. Zaten biliyorken kendimi, o an en güzeliydim onun için... Üzerinde turkuaz rengi eşofmanı olan esmer çocuk beni dünyanın en değerlisi yaptı o anda... Bir an unuttum seni taa ki eve varıncaya kadar... Annesi, annem olarak seni araması gerektiğini söyledi ama o kısaca -hayır- dedi, Kızmadım seni aramak istemeyişine. Sanırım yaşadığı heyecanı ciddi bir konuşmaya değişmek istememişti. Tek ve kısa olacaktı cümle "Teşekkür Ederim". İlk cümleleri rengarenk bir gökyüzü indirmişti zaten minik dünyama.

Bir köpek karşıladı bizi eve vardığımızda, çocuğun etrafında bir kaç tur attı ve bizi eve kadar takip etti. Hani misafir gelir karşılarsın onun gibi, sanırım bu onların günlük seremonileri gibi bi'şey. Ve evin içindeyiz, aile büyükleri de evde. Babaanne benden biraz ürktü, dede ise benim gibi daha nicelerinden söz etti. Her şey güzel gözüküyor ama sanırım tanışmak ve alışmak için biraz zamana ihtiyacımız var.

İstediğim an iletişim araçlarını kullanmakta özgürüm. Bu arada sanırım evin kadını sana söz verdiği Türk Kahvesini hala içemedi ve o saatten beri 1-2-3 diyip yaptığınız bir şeyide hala yapmamış. Bir ara onuda ararsan sevinirim.

Not: Yeni arkadaşımla aynı odayı paylaşıyoruz. Ve isimlerimiz birbirine çok benziyor...


Sağlıcakla ve sevgiyle kal annem...

Yavrun MU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder